FokData

AFAG kurulduğu 1987 senesinde FokData adı ile bir sayısal envanter oluşturmuştur. O tarihten günümüze kadar 1. elden güvenilir ve tutarlı fok gözlem kayıtları ve AFAG’ın kendi saha araştırmalarında bizzat gözlenen foklar tek tek bu veri tabanına girilmektedir.

Bu kayıtlar sayesinde hem Akdeniz foklarının dağılımı ortaya koyulmaktadır hem de mümkün olan durumlarda tanımlı Akdeniz foku bireylerinin sayıları çıkarılamaktadır.

SAD-AFAG Eylül 2013 itibariyle detaylı fotoğraf ve videolar ile aratırma grubu olarak kendisinin yaptığı gözlemlerle şu ana Türkiye kıyılarında 60 Akdeniz foku bireyi tanımlamıştır. Eylül 2013 tarihinde Mersin kıyılarında bir yerel gazetecinin gözlemleri ve görüntülemesi ile bu sayı 61 tanımlı Akdeniz foku bireyine çıkmıştır. Bilindiği üzere SAD-AFAG yine FokData veri tabanı bilgilerine dayanarak tüm ülke kıyılarında yaklaşık 100 Akdeniz foku bireyi olduğunu ortaya koymuştur. Bu tahmini popülasyon içinde tanımlı foklar arttıkça gerçek Türkiye Akdeniz Foku popülasyonu da daha gerçekçi olarak tespit edilmiş olacaktır.

SAD-AFAG özgün verileri ile ortaya çıkan Türkiye dağılımı haritasına

http://sadafag.org/akdeniz-foku/ linkinden ulaşabilirsiniz.

Görüleceği üzere dünyada esas olarak sadece 4 ülkede varlığını sürdüren bu nadir memelisinin ülkemizdeki detaylı dağılımı konusunda fikir sahibi olmak türün korunmasına  da yardımcı olacak en önemli bileşenlerden birisi.

Detaylı fotoğraflar Akdeniz foklarının üzerinde desen, renk, yaralar vs. ne bir şekilde ortaya koymakta, böylelikle SAD-AFAG uzmanları yeni elde edilecek olan bir Akdeniz foku görselini detaylı olarak parmak izi şeklinde izole etmekte ve elimizdeki envanterle karşılıklı kontrol ederek yeni ortaya çıkan bireyin aslında eski bir birey mi yoksa gerçekten tanımlanmamış yeni bir birey olduğu anlaşılmaktadır.

Tanımlı 60 foktan sonra hemen Mersin açıklarında bu fok daha önce SAD-AFAG envanterlerinde olmayan bir canlı olduğu ortaya çıktı. Yetişkin dişi birey özellikle batı Mersin sahillerinde bilinen ülkemiin en önemli kolonisinde sğalıklı bir şekilde ürer ve yeni yavrularla popülasyonun artmasına katkı vereceği ümit edilmektedir. SAD-AFAG bu nadir türün ülkemizde Marmara, Ege ve Akdeniz kıyılarında tam olarak nerelerde yaşadıklarını büyük bir hassasiyet derecesi ile tespit etmiş durumda. Mağaralarına girmeden ve doğal yaşam alanlarında rahatsız edilmeden denizde veya kıyıda çekilen her bir Akdeniz görselinin ve gözleminin çok önemli olduğu ortadadır.

Akdeniz foklarının 1. yok olma nedeni sanıldığı gibi tüfekle kasti öldürülmeleri değil, yaşam alanları olan bakir kıyıların imara açılması sonucu yazlık ev evya turistik tesis veya büyük bir liman inşaatı gibi projelerle bozulmasıdır. İmar gerektirmeyecek şekilde fütursuzca ve ilerisi düşünülmeden açılan kıyı yolları habitat bozulmasının başlangıcı. Halbuki Orman Su İşleri bakanlığı DKMP Genel Müdürlüğü nün görüşleri alınmadan (ÇED gerektirmese bile) bu gibi bakir kıyılara ve el değmemiş doğal kıyılara yollar açılmadan önce mutlaka görüş alınması gerektiği düşünülmektedir. SAD-AFAG, doğal yaşam alanları ve biyolojik çeşitlilik hesaba katılmadan yapılan tüm imar planlarını aslında “plansız yapılaşma” olarak değerlendirmektedir. Kıyılardaki imar planı aslında Çevre Şehircilik Bakanlığı uzman ve yöneticilerinin kağıt üzerinde yaptıkları plandan daha ötesinde bir kavram.

Günümüzde nesli azalana bir canlı olarak Akdeniz foku ve bunun gibi diğer nadir deniz-kıyı canlılarının 1. en önemli yok olma nedeni yaşam alanlarının tahrip olması, yani betonlaşma ve plansız kıyısal gelişmedir. Bugün, farklı ortamlarda görüştüğümüz İspanyol meslektaşlarımız Barselona ve Valencia kıyılarının eski ve yeni fotoğraflarını göstererek “1960 ve 1970 lerde bizim içine düştüğümüz betonlaşma sevdası” hatasına düşmeyin şekilde bizleri açıkça uyarmaktadır.

(c) 2013 SAD-AFAG

The Last 20 Posts