Stratejik ÇED Taslak Yönetmeliğine ve ÇED Yönetmeliğine Görüşler

ÖDA SAVUN Kasım ve Aralık 2015 ile Ocak 2016 tarihlerinde ÇED İzleme ve Değerlendirme Gn. Md.lüğünce düzenlenen “Stratejik ÇED Eğitimi ve Yönetmeliği” toplantılarına katılım sağlayan SAD, söz konusu Yönetmelik geliştirme çalışmalarına katkı vermiş ve görüşlerini aktif olarak aktarmıştır.

Stratejik ÇED Yönetmeliği üzerine SAD görüşleri şu şekilde özetlenebilir;

1- Gerek SÇD hazırlanması ve gerekse SÇD Kalite Kontrolü yapılmasında konularında uzmanlaşmış STK’lar ile üniversitelerin ilgili bölümlerinden bu konuda bilimsel yayınları olan ve yetkinliğini ispatlamış akademisyenlerden etkili ve azami şekilde yararlanılması.

Gerekçe: Yoğunlaşmış ve güvenilir uzman bilgi bu kurumlarda mevcuttur. Yararlanılması SÇD sürecine önemli destek verecek ve fikir zenginliğine katkı sağlayacaktır.

 2- Taslak Yönetmelik Ek-IV de yer alan korunması gerekli olan yerler anlamında “Duyarlı Yöreler” listesine Akdeniz foklarının yaşadığı alanlar kısaca Önemli Fok Alanları eklenmesi. Bu kapsamda OSB Bak. DKMP Gn.Md.lüğü bilgisi ve Barselona Sözleşmesi RAC/SPA tarafından önerildiği üzere SAD-AFAG tarafından yapılan “Akdeniz Fokunun Türkiye’de Korunması Ulusal Eylem Planı” ilgili genel müdürlük tarafından kabul edilmiş olup, bu planda kıyılarımızda yer alan Akdeniz foku yaşam alanları yazılı olarak ve haritada işlenmiş olarak verilmiştir. Bu plana ÇŞB dahil ilgili tüm kurum kuruluşların görüşleri alınmıştır.

Gerekçe: Akdeniz foku uluslararası ölçekte sıkı koruma altına alınan dünyanın en nadir canlılarından birisi. IUCN kriterlerine göre (CR) yani nesli kritik derecede tehlike altında olan bir deniz memelisidir. Tüm dünyada 4 ülkede kalmıştır. TR bu ülkelerden birisidir. TR taraf olduğu u-a sözleşmelerle ve ilgili ulusal mevzuatı ile Akdeniz fokunu ve yaşam alanlarını koruma taahhüdü vermiştir.

3- Resmi Kurumların İl Müdürlüklerince hazırlanmış Çevre Durumu raporlarında nesli tehlike altında olan flora ve fauna ile ilgili bilgilerin çok ciddi eksiklik ve hatalarla kaleme alındığı ve bu şekilde hizmete sunulduğu görülmektedir. Örneğin, Antalya’da yapılan SÇD toplantısında, toplantıya katılan SAD Temsilcimizin söz alarak vurguladığı üzere, ANTALYA İLİ 2014 YILI ÇEVRE DURUM RAPORU nda başta Akdeniz foku (Monachus monachus) olmak üzere kuş türlerinde özellikle yırtıcı kuş türlerinde bölgede yaşadığı bilimsel makale ve raporlarla belirtildiği halde tüm Antalya il sınırları çinde sanki bu canlılar yokmuş gibi addedildiği görülmüştür. Takdir edilecektir ki, eksik ve yanıltıcı raporlar SÇD ve elbette ÇED süreçlerinde kararların çok farklı bir şekilde çıkmasına yol açacaktır. Ki hiç bir paydaş bunu arzu etmez.

4- Dolayısı ile, ilgili resmi kurumların il müdürlüklerinin ve merkezdeki bakanlık birimlerinin, kıyısal, denizel, karasal ve sulakalan ekosistemlerinde yer alan hassas ve nesli azalan canlı türlerinin varlıkları konusunda konularında ihtisaslaşmış STK ların ve üniversitelerin ilgili bölümlerinde bu konuda yayınları olan akademisyenlerde kati görüş alması bu gibi raporların yayınlanmasından önce dikkate alınması hayati derecede önem arz etmektedir.

ÇED YÖNETMELİĞİNE YÖNELİK ÖNERİLER (TEMA Vakfı Görüşleri olup SAD tarafından da desteklenmektedir)

1- Stratejik ÇED hukuku oluşturulmalı ve bunun Çevre Düzeni Planları (ÇDP) ile de uyumu sağlanmalıdır.

2- ÇED çalışması için mutlaka merkezi İdare tarafından ama bölge Üniversitelerinden görüş alınarak mekansal alan belirlenmeli ve bu belirlemede de, havza, alt havza veya mikro havza esas alınmalıdır.

3- ÇED çalışmaları mekansal ve zamansal olarak kümülatif esaslı olmalıdır,

4- Bölerek ÇED çalışmasına izin verilmemelidir.

5- ÇED Yönetmeliğinin EK-3 Genel Formatı’nda sağlık, sosyal, kültürel etki değerlendirmeleri standart olarak yer almalıdır. Çıkartılan “alternatiflerin analizi” bölümü, tekrar genel formata eklenmelidir.

6- Halkın katılımı; sadece ÇED sürecini değil, “Seçme, Eleme Kriterlerine Tabi” Projeleri de kapsayacak şekilde Yönetmelik değişikliği yapılmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti de bir an önce Aarhus Sözleşmesini (sınır aşan konular çekinceli olabilir) onaylamalıdır.

7- ÇED hukukunda gerektiğinde “red hukuku”nun da işleyeceği bir sistem oluşturulmalı, proje eşiklerinin sürekli artırılmasından ve “muafiyet hukuku”nun genişletilmesinden vazgeçilmelidir.

8-ÇED faaliyetlerinde hazırlık sürelerinde 2002 Yönetmeliği’ne dönülmelidir.

9- Taahhütlerin yerine getirilebilir olması ve denetiminin halkın ve STK’ların katılımına açık olması için önlemler geliştirilmelidir.

10- ÇED bütünüyle ticari bir faaliyet olmaktan çıkartılmalıdır. Bunun için;

  • ÇED yetkileri ticari işletmelerde olabilir. Ama bunlar tüzel kişi değil, gerçek kişiler olmalı,  hatalı davranışlarında sorumluluğu üstlenmeli ve yasaklama gibi yaptırım uygulanabilmelidir.
  • Aldıkları ÇED işinin gereği olarak konuya uygun ekip oluşturmalı ve mevzuatta buna uygun düzenleme yapılmalıdır.
  • Mekansal belirleme Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (ÇŞB) tarafından stratejik ÇED ve kümülatiflik esas alınarak yapılmalıdır.
  • ÇED faaliyeti süresince bölgeye yakın Üniversitelerce projenin ana konusu ile projeden etkilenecek ekosistem veya unsuru ile ilgili, doktorasını tamamlamış birer bilim adamının, yetkili gözetmen sıfatı ile ÇŞB tarafından görevlendirilmesi sağlanmalıdır.
  • ÇŞB’daki ÇED komisyonlarında istekli STK’ların katılımı, mecburi hale dönüştürülmelidir. Böylece faaliyetin kamusal yönü ağırlaştırılmalıdır.